Sektörümüzün öncelikli ihtiyaçları



2018’in son çeyreğine girdiğimiz dönemde kendimizi içinde bulduğumuz zorlu iş ortamı ve maliyetlerdeki artış, sektörümüzün çoğu KOBİ boyutundaki işletmelerini istisnasız oldukça olumsuz etkiledi. Finans piyasalarını da tedirgin eden bu gelişmeler, üreticilerin yurtdışı garantili araçlar dahil olmak üzere finansal kaynaklara ulaşımını daha da zorlaştırdı.
Tüm bu zorluklara rağmen, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü yine ihracat performansı ile ekonomimizde ön plana çıkıyor. Sektörümüzün ihracat şampiyonluğu ve elde ettiği döviz geliri açısından ilk sıralarda olmasının arkasındaki en önemli faktör, hem işverenlerimizin hem de çalışanlarımızın özverili gayretleridir.
Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası çatısı altında, özellikle çalışanlarımızın bu geçiş döneminde mevcut iktisadi koşullarda zorluk çekmemeleri ve sektörümüzdeki performansın sürdürülebilir olması adına, örgütlü işyerlerimizin gösterdikleri anlayış takdire şayandır. 24’üncü Dönem Grup Toplu İş Sözleşmemizde yer alan şartlara göre işçilerimize yaptığımız zamlar, son 12 ayda yüzde 24.5 oranına ulaştı. Başka bir deyişle; çalışanlarımızın ücretlerine aynı dönemde yaşanan enflasyon oranında zam yaptık ve olumsuz dış koşullara rağmen kendilerini enflasyona karşı koruduk.
Böyle kritik bir dönemde, tüm maliyet baskılarına karşın elini taşın altına koyup iş barışını tesis etmeye çalışan örgütlü işyerlerimizin ülke ekonomisine katkılarını sürdürülebilir kılmak için de bazı şartların oluşması elzemdir.
Bunlardan ilki, ülkemizin son 15 yıldaki kalkınma hamlesinde bir kaldıraç görevi görmüş olan Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin eski seyrine dönmesidir. Tekstilde Çin’den sonra ikinci, hazır giyimde ise Çin ve Bangladeş’ten sonra üçüncü tedarikçisi olduğumuz AB ile güçlü ortaklığımız yurtiçinde moralleri yükseltecek, yurtdışında ise iş dünyamızın güven tazelemesine yardımcı olacaktır. Bu da sanayicilerimizin en elzem ihtiyacı olan finansa erişimi kolaylaştıracaktır.
Sendikamızın önemli katkılarıyla, yerli üretimimizi korumak adına uygulamaya konulan, ithalatta haksız rekabete karşı korunma önlemlerinin devamı da sektörümüzün beklentileri arasındadır. Böylece işletmelerimiz yurtiçinde üretim yapmaya ve istihdam yaratmaya devam edecek ve kötü şartlarda ucuz üretim yapan ülkelerle daha adil koşullarda rekabet edebilecektir.
Bunlara ek olarak; emek-yoğun olarak tanımlayabileceğimiz tekstil ve hazır giyim sektörlerinin önemli bir maliyet kalemi olan işçi ücretleri ile ilgili bazı düzenlemeler, işletmelerimizin istihdamda arzu etmedikleri önlemler almalarının önüne geçecektir. İşveren üzerindeki kıdem tazminatı yükünün hafifletilmesi için İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken kaynakların kullanıma açılması, asgari ücret uygulamalarında imalat sanayinde çalışanların lehine düzenlemeler yapılması, örgütlü işyerlerinde sigorta primlerinin düşürülmesi gibi önlemler, bu zor günlerde sanayicilerimiz kadar çalışanlarımızın da elini rahatlatacaktır.
Bu ülkenin özverili sanayicileri olarak bu taleplerimizin dikkate alınması durumunda; işverenin kazandığını işine yatırdığı, çalışanın daha yüksek motivasyonla ürettiği mutlu ve her anlamda zengin bir ülke olma yolunda daha hızlı ilerleyeceğimize gönülden inanıyorum.

Muharrem Kayhan
Yönetim Kurulu Başkanı