“Markalaşma, inovasyondan gelecek”

Roja Brode Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saftekin’e göre, mevcut teşvik programı olumlu biçimde uygulanıyor ama bazı eksiklikler var.

“Devlet, destek tanıtım ve tasarım teşviklerini son derece olumlu yönde kullandırıyor. Ama iş, yatırım teşviklerine gelince durum pek öyle değil” diyen Saftekin, daha ayrıştırılmış bir teşvik sisteminin sanayiciyi daha doğru kapasite artırımına yönlendirebileceğini vurguluyor.

Yeni tasarım teşvik kanunu, tekstil dünyasına önemli bir hareketlilik getirdi. Katma değerli üretime yönelerek sektörün ‘fasoncu’ kimliğinden sıyrılması için özellikle üreticilere ciddi görev düşüyor. Kaliteli üretime odaklanmak ve Ar-Ge’ye yoğunlaşmak, sektörü bu çıkmazdan kurtaracak en önemli yol. Kumaş ve brode sektörünün önemli oyuncularından Roja Brode Sanayi Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saftekin de bu görüşte. Tasarım ve inovasyonun sektörün tüm alanları için kritik önem taşıdığını vurgulayan Saftekin, “Tekstilde tasarım kumaştan başlar” diyerek, şirketlerin inovasyona önem verip danışmanlarla ilerlemesi gerektiğini belirtiyor. Saftekin, şöyle devam ediyor:
“Markalaşma inovasyondan gelecektir. Bu teşvikler inovasyonu körüklerse ve sektörümüz yapmakta olduğu inovasyonları dünya çapında teşvikli bir şekilde sunabilme şansını yakalarsa, gelecek 10-20 yıllık zaman diliminde bizim markalarımız da global pazarlarda bilinirlik kazanacaklardır. Bu konuya inancım tam.”
Metin Saftekin ile tasarım teşviklerinin içeriği ve geliştirilmesi gereken noktalar hakkında konuştuk.

Türk tekstilinin uluslararası pazarlarda başarılı olması için hangi noktalarda, neler yapılmalı? Eksiklerimiz neler?
Kanımca, Türk tekstilinin altyapısı çok güçlü. Fakat maalesef hâlâ inovasyona gereken önem verilmiyor. Ürün geliştirme ve inovasyonun anlamını tekrar belirlememiz gerekiyor. Yurtdışında gördüğümüz yeniliklerin ufak tefek değişikliklere tabi tutularak dünyaya, ‘Türkiye’de geliştirilmiş bir ürün’ olarak sunulması maalesef bizi istediğimiz noktalara taşıyamaz, taşıyamıyor da… İnovasyon, dünya insanını iyi tanıyıp, onun hayatının kalitesini yükseltecek yeni bir buluşun ona sunulması anlamına gelir. Bunu başarıp, daha fazla katmadeğeri olan ürünleri üretmek zorunluluğumuz var. Bunun yolu, patent yasalarımızın, buluşu yapanı daha fazla koruma altında tutacak bir sistem oluşturmasından geçiyor. Öncelikle eğitime önem verip, gençlerimizi inovasyona yönlendirmeli; daha sonra onlara bu inovasyonları nasıl koruma altında tutacaklarını ve hayata geçireceklerini öğretmemiz lazım.

Markalaşma, tasarım ve pazarlama anlamında zayıf ve güçlü olduğumuz noktalar neler? Bu açılardan neler yapılmalı, nasıl bir yol haritasıyla ilerlenmeli?
Markalaşmada zayıf noktamız yine inovasyon eksikliğimiz… Gençler yenilik bulmaya yönlenmeyip yurtdışında buldukları ilginç fikirleri Türkiye’de hayata geçirmeyi daha çok önemsiyor. Bu yolla kısa dönemli içe dönük kâr amacı güdüyorlar. Halbuki yurtdışında gördüğümüz ürün veya servislerin markalarını Türkiye’ye getirmek yerine, onlardan esinlenip Türkiye’ye uzun vadede dünya çapında orijinal markalar kazandıracak ürün ve servisleri yaratarak yol almamız çok daha doğru olacaktır.

Tekstil sektörü Ar-Ge ve tasarım anlamında hangi noktada?
Ar-Ge ve tasarıma ilgi var. Teşvikler artmaya başladı. Ama yine en önemli konu gençlerin yaratıcı bir eğitimden geçirilerek ileriye dönük özgün fikirleri hayata geçirmelerini sağlamak. Ar-Ge servislerimizi geliştirirken, genç ve yaratıcı bireylere şirketlerimizin daha fazla olanak sağlayıp onların kendilerini ifade etmelerine yardımcı olmaları şart. İşadamlarımızın, genç ve yaratıcı bireylere yatırım yapma alışkanlığını geliştirmeleri gerekiyor. Genç girişimciyi yatırımcıyla bir araya getirecek kurumların daha yaygınlaşması gerekiyor. Sermaye yapılacak her küçük yatırımın riskleriyle beraber geleceğinin bilincine varıp, küçük ama çok sayıda genç girişimcinin desteklenmesi çok önemli. Bu atılımcı hareket, zamanla bizden çıkacak dünya markalarını da beraberinde getirecektir.

Maliyetlerin ciddi biçimde arttığı bir dönemde tasarım teşvikleri ne durumda?
Ekonomi Bakanlığı, özellikle Ar-Ge’nin teşviki için çalışmalarını hızlandırmış durumda. Şu anda, gerçek anlamda Ar-Ge ve tasarıma önem veren şirketler için gerek personel ödemeleri gerek makine yatırımları için ciddi teşvikler bulunuyor. Fakat bu teşviklerin alınabilmesi için gerekli altyapı ölçülebilir süreç sistemleri birçok KOBİ boyutunda şirketimizde mevcut değil. Bu nedenle bu tür teşviklere küçük ve orta boy şirketlerin ulaşabilmesi çok zor oluyor. Bu durumda şirketlerimizin ISO 9001 ve benzeri kalite standartlarına bir an evvel ulaşmak için temel eğitimlerini tamamlamaları büyük önem arz ediyor. Böylece küçük ve orta ölçekli şirketler de bu tip detaylı teşvik sistemlerine kolaylıkla uyum sağlayabilirler.

Teşvik almak için ne yapmalı? Tekstilciler hangi alanlarda, hangi tür yatırımlara tasarım teşviki alabiliyor?
Şu anda, üç yıl geçerli tüm tasarım ekibi için maaşların yüzde 50’sini devletten almak mümkün. Tüm yurtdışı internet üyelikleri, ürün geliştirme yan makinelerinin 250 bin dolara kadar olan kısmını devletten almak mümkün. Paketin toplamı 3 yıl için 1.5 milyon dolar. Ekonomi Bakanlığı bu konuda çok iyi yetişmiş bir kadroyla profesyonelce bir hizmet veriyor.

Tekstilciler tasarım teşvikinden yeterince yararlanabiliyorlar mı?
Ekonomi Bakanlığı tarafından sunulan bu yeni teşvik paketine ulaşmak kapsamlı bir çalışma gerektiriyor. Şirketlerimizin altyapı ve organizasyonları, bakanlığımızın talep etmekte olduğu ölçülebilir ve her aşamanın evraklandırıldığı bir takip düzenine ihtiyaç duyuyor. Bu sistem olmadığı takdirde, şirketlerin ISO 9001 veya benzeri herhangi bir kalite düzenine yakın bir takip düzenini kurmaları gerekiyor. Bu sadece teşvikler için değil, şirketlerin istikbali için de çok faydalı olabilir. Böyle bir takip düzeni olan şirketlerin bu teşvikleri alması son derece kolay. Listeler yeni yeni oluşmakta. Her sivil toplum örgütü ve meslek grubu kendi grubuna göre listelerini yapıp Ekonomi Bakanlığı’na sunarsa, eksiklikler en kısa zamanda giderilecektir. Bakanlık bu konuda son derece destekleyici ve yapıcı yaklaşımlarda bulunuyor.

Şu anki uygulamalarda teşvikler doğru yerlere gidebiliyor mu?
Kanımca tüm fuar teşvikleri, tanıtım Turquality teşvikleri, yeni çıkan tasarım teşviklerinin hepsi belli bir altyapıya ihtiyaç duyduğu için, şu an teşviklerin tamamı doğru bir şekilde, amacına uygun kullanılıyor. Fuar teşvikleri sayesinde birçok şirketimiz dünya çapında boy gösterebiliyor. Tasarım teşvikiyle iş daha da profesyonel boyuta taşındı. Amacına uygun olarak kullanmayı düşünmeyen bir kurumun bu teşviklere altyapı olarak ulaşabileceğine pek inanmıyorum.

“Daha ayrıştırılmış bir teşvik sistemi gerek”
Devlet bu dönemde teşviki doğru yerlere veriyor mu?
Devlet, destek tanıtım ve tasarım teşviklerini bence son derece olumlu yönde kullandırıyor. Ama iş, yatırım teşviklerine gelince durum pek öyle değil. Yatırım teşvikleri, makine ve tesis yatırımı için genelde her başvurana veriliyor. Halbuki makine sayısına, global yatırım durumlarına göre daha ayrıştırılmış bir teşvik sistemi, sanayiciyi belki de daha doğru kapasite artırımına doğru yönlendirebilir.
Sizce tekstil sektörü bu anlamda elindeki fırsatları, teşvik haklarını yeterince biliyor mu?
Kanımca bilgi gayet açık. Tüm internet sitelerinde mevcut. Bu konuya şirketlerin kendileri önem vermeli. Önem verilip konuyla ilgilenecek danışmanlar bulunması ve bu kanalla ilerlenmesi durumunda, şu an ulaşılamayacak bir bilgi olmadığını düşünüyorum.

Kumaşlar, kumaş üreticileri veya tekstilin farklı alt kategorileri teşvikten yeterince yararlanabiliyor mu?
Yeni tasarım teşviki, konfeksiyon ve hazır giyim sektörleri tarafından desteklenerek çıktı. Markalaşma, sadece konfeksiyon ve moda yönünde düşünüldü. Tabii ki tekstil konusunda markalaşma da düşünülerek listelerin ve teşviklerin daha detaylandırılması gerekli. Bunun için her sivil toplum örgütü, kendi grubuna yönelik ihtiyaçlar konusunda adım atmalı. Meslek grupları bazında STK’lar, bakanlıkla ilişkisini geliştirdiği takdirde, teşvikler de ona göre yönlendirilecektir.

“TEŞVİKLER, SEKTÖRÜ SIÇRATABİLİR”
Roja Brode Yönetim Kurulu Başkanı Metin Saftekin, teşviklerden tüm KOBİ ve diğer kuruluşlar yararlanabilirse, Türk markalarının imajlarını dünya arenasında çok daha kolay biçimde yükseltebileceğine inanıyor: “Markalaşma inovasyondan gelecektir. Bu teşvikler inovasyonu körüklerse ve sektörümüz yapmakta olduğu inovasyonları dünya çapında teşvikli bir şekilde sunabilme şansını yakalarsa, gelecek 10-20 yıllık zaman diliminde bizim markalarımız da global pazarlarda bilinirlik kazanacaktır. Bu konuya inancım tam.”

67 YILLIK ŞİRKET
Roja Brode, sektörün köklü kuruluşlarından biri. 1950 yılında Jak Saftekin tarafından kuruldu. Naylon jarse ve rachel dantel üretimiyle yola çıkan Roja, 1967’de brodeyi de ürün yelpazesine ekledi. 1986’da ise brode üretiminde dünyaca ünlü Bischoff Textile AG. St Gallen ile lisans anlaşması imzalayarak, işbirliğini ilerletti. Yüksek teknoloji üretimi, Ar-Ge konusundaki yatırımlarıyla öne çıkan Roja Brode, sektörde önemli yere sahip. Katma değerli ürünlere yönelen şirket, iç giyim, dış giyim ve ev tekstili kategorilerinde üretim yapıyor. Şirketin hedefi, özgün tasarımlar ve kaliteli ürünlerle pazardaki yerini korumak.

ROJA BRODE’YE ÖZEL ÖDÜL
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), 2016’da en çok ihracat gerçekleştiren üyelerine ödül verdi. Bu yıl ilk kez düzenlenen ‘Özel Ödül’ kategorisinde, kilo başına 120 dolar ihracatla Roja Brode Sanayi de ‘en fazla katma değerli ürün üreten firma’ olarak ödüle layık görüldü. Roja Brode’nin yanı sıra 74 ülke ile en fazla sayıda ülkeye ihracat yapan Kadifeteks Mensucat ve YKK Metal, Afrika’da Gabon’a ihracat yaparak bir önceki yıl ihracat yapılmamış ülkeye tekstil ihracatı gerçekleştiren AYT Kumaşçılık da ödül aldı. 25 milyon dolar ve üstü ihracat yapanlara verilen Platin Ödüller’in birincisi ise Aksa Akrilik oldu. 10-25 milyon dolar ihracat yapanlarda birinciliği İleri Giyim üstlendi.