Türk tekstil ve hazır giyim sanayii yeni düzenlemeler bekliyor

Tekstil ve hazır giyimciler, sektörlerinin “stratejik sektör” olarak değerlendirilmesini talep ediyor.

Son 5 yıldır ortalama 15 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası veren tekstil ve hazır giyim sektörü temsilcileri, dünyada yaşanan gelişmeler göz önünde bulundurularak bir an önce yeni düzenlemelerin yapılmasını ve sanayinin “stratejik sektör” olarak değerlendirilmesini talep ediyor.

Pamuktan konfeksiyona uzanan üretim zinciri ile ülkemizin tüm imalat ve tasarım süreçlerinde katma değer yaratan tek sektör unvanını koruyan Türk tekstil ve hazır giyim sanayisi, gerçekleştirdiği dış ticaret fazlası ve yüksek istihdam potansiyeli ile de ülkemizin dünyada en fazla söz sahibi olduğu sektörü.
Türkiye’de son dönemde yapılan teşvik çalışmaları ve hazırlanan stratejik eylem planları ile geleceğe yönelik önemli hedefler belirleniyor. Bu kapsamda hazırlanan “Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023” projesinde belirlenen öncelikli 10 stratejik lokomotif sektör arasında tekstil ve hazır giyimin yer almaması ise sektör temsilcilerinin yeni bir düzenleme yapılması görüşünde birleşmelerine neden oldu.

Mutlaka desteklenmeli
Türk tekstil ve hazır giyim sanayisi, ülke ekonomisine ve sosyal hayata yaptığı katkılar nedeniyle Türkiye için stratejik bir öneme sahip olduğunu kanıtlamış durumda. Son 15 senede tekstil ve hazır giyim, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) rezervlerine toplamda 185 milyar doların üzerinde katkıda bulundu. Sektörde kayıtlı yaklaşık 950 bin kişilik işgücü bulunuyor ve bu toplamın yüzde 40’ını kadın istihdamı oluşturuyor.
Tekstil ve hazır giyim sektörü bir taraftan ucuz işgücü maliyeti ile diğer taraftan Ar-Ge’ye ayrılan payın yüksek olduğu ve disiplinler arası etkileşiminin görüldüğü gelişmiş ülkelerin yenilikçi üretimi ile de rekabet etmek zorunda kalıyor. Bu anlamda sanayimiz üreticileri, yenilikçi ve daha ucuz mal arayışında olan tüketicilerin yöneldiği tekstil ve hazır giyim ürünlerini üretmek durumunda. Bu sebeple, yeniden tekstil ve hazır giyime yönelen gelişmiş ülkeler ile fiyat rekabetini korumaya çalışan gelişmekte olan ülkeler karşısında, sektörümüz rekabetçi olmaya devam edip pazardaki yerini korumaya çalışıyor.

İnovasyon teşvikleri
Günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin sanayi kültürünü yeniden canlandırmak ve geleneksel üretim alanlarını ekonomileri içinde tekrar güçlü hale getirebilmek amacıyla stratejiler geliştirmeye başladıklarını görüyoruz. Bu stratejiler arasında insanlık tarihinin geleneksel ve vazgeçilmez üretim sahası olan tekstil sanayisi de yer alıyor.
Avrupa’da endüstriyel modernizasyon için Akıllı İhtisas Platformu’nda başlatılan ilk tematik ortaklıklar arasında tekstil inovasyonu da yer alıyor. Avrupa Komisyonu İç Piyasa, Sanayi, Girişimcilik ve KOBİ’ler Genel Müdürlüğü, Büyüme İçin İnovasyon Politikaları ve Yatırım Bölüm Başkanı Mark Nicklas, Akıllı Bölgesel İhtisas Platformu’nun sadece ileri teknoloji üreten sektörlere odaklanmaması ve imalatta istihdam yaratan mevcut sanayi sektörlerinin inovasyon ve katma değer seviyesini yükseltmelerine yardımcı olması gerektiğini vurguluyor.
Avrupa Birliği, bir sektörün ülkeye kattığı büyüklükleri de göz önünde bulundurarak ileri teknoloji üretmeyen sanayilerde inovasyon yaratacak teşvikler sağlarken, Türk tekstil ve hazır giyimi, gerçekleştirdiği performansa rağmen ülkemizde sağlanan desteklerden gerektiği gibi yararlanamıyor. Söz konusu teşviklerden biri de kamu alımlarında yerli malı kullanımı desteği.

Dışa bağımlılığı azaltır
Yerli üretimi artırmak ve yurtiçinde katma değeri yüksek ürünleri teşvik etmek için 2011 yılında Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) açıklandı. Buradaki temel esas, ülkemizde bir malın üretiminin imkânı varsa, ithal etmek yerine üreticiyi güçlendirip dışa bağımlılığı azaltmaktı. O tarihten bu yana GİTES’in en önemli ayaklarından biri olan yurtiçi üretimin artırılması gündeme geliyor. Yerli malın üretiminin artırılması için bir süreç yaşandı. Düzenlemeler yapıldı. Sanayi Bakanlığı açıklama yaptı. Kamu alımlarında yerli malı alımı tercih edilmesi ve bu ürünlerde yıllar içerisinde artırılması gerekiyordu.
Ancak Gümrük Birliği Anlaşması, bu konu ile ilgili olarak Türkiye’nin ayağına dolanan bir engel oluşturdu. Anlaşmada, birtakım kamu alımlarında yerli ürünler ile ilgili düzenlemeler bulunuyor. Orta ve yüksek teknoloji ürünleri kullanımında kamu alımlarının daha fazla olması için çalışıyorlar. AB kriterlerine göre yapılan düzenleme ile orta ve yüksek teknoloji ürünü ürünler listesi hazırladılar.
Suni ve Sentetik İplik Üreticileri Birliği (SUSEB) Genel Sekreteri Eray Sanver’in konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle: “AB kriterlerine göre oluşturulmuş listeler alınıp Türkiye’ye monte edilirse şu anki yanlışa düşmüş oluruz. Türkiye koşulları ile mukayese etmeden söz konusu listeleri kullanırsanız kritik hale gelmiş ürün, orta ve yüksek teknoloji ürünü kabul edilemez. Burada AB’nin çıtası çok yüksek, Türkiye’nin kendi kriterleri hesaplanmalı. Söz konusu kriter Türkiye’ye uygun olarak yeniden hesaplanırsa, ağırlıklı olarak teknik tekstiller ülkemiz için orta ve yüksek teknoloji ürünleri haline gelecek ve kamu alımlarında etkili olacaktır.”
Konuyla ilgili olarak iki önemli adım atılması gerektiğini belirten Eray Sanver, bu adımları ise şöyle açıklıyor: “Bir; Türkiye, orta ve yüksek teknolojik ürünler listesini kendisi için hesaplamalı. AB ile karşılaştırmak olmaz. Türkiye’nin koşulu başka, onlarınki başka. İki; ardından kamu ihale mevzuatında Türkiye’nin teknik tekstil ve hazır giyim alanında bunlarla ilgili kamu ihale mevzuatında düzenleme yapması gerekiyor. Böylece bu ürünlerin kullanımı zorunlu kılınmalı.”

KDV Kanunu için çözüm önerileri
Sektör ayrıca 1985 yılında uygulamaya giren KDV Kanunu için dünyanın ve Türkiye’nin gelişen ve değişen mali ve ekonomik konjonktürü dikkate alınarak Maliye Bakanlığı bünyesinde yeni kanun çalışmaları başlatıldığına dikkat çekerek, görüş ve çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
• Teslimleri yüzde 8 KDV oranına tabi olan fason tekstil ve konfeksiyon işlerinde, mal ve hizmetlerin satın alınması esnasında doğan KDV yüklenimleri ise yüzde 18 oranına tabidir. Bu işlemden doğan ‘indirimli oran KDV iadesi’ni kolaylaştırmak amacıyla; mahsuben iade taleplerinin hiçbir şart aranmaksızın, nakden iade talebinin (veya teminatının) ise ayrıca YMM raporu ile yerine getirilmesi;
• Keza aynı şekilde, fason işlerdeki tevkifat uygulamasından doğan, mahsuben veya nakden 5.000 TL’ye kadar iade taleplerinin hiçbir şart aranmaksızın, 5.000 TL’yi aşan nakden iade talebinin (veya teminatının) ise ayrıca YMM raporu ile yerine getirilmesi;
• Emek yoğun çalışan ve teslimleri yüzde 8 KDV oranına tabi olan tekstil ve hazır giyim sektöründe özellikle alt işverenden hizmet alımlarındaki yüzde 18 KDV oranının, KDV iade sorunlarını azaltmak adına, yüzde 8 olarak belirlenmesi.