Sektör yüzünü Ar-Ge’ye döndü

Türkiye’de ve dünyada gün geçtikçe artan rekabet ortamı, şirketleri Ar-Ge ve tasarım merkezleri kurmaya yönlendiriyor.

Vakko’dan Kiğılı’ya Türkiye’nin önde gelen markalarının yanı sıra Anadolu’daki gizli kalmış tekstil ve hazır giyim oyuncuları da bir bir tasarım merkezi kuruyor.

Globalleşen dünyada rekabetin giderek artması fark yaratanları öne çıkarıyor. Fark yaratanları üretmenin yolu da Ar-Ge çalışmalarından geçiyor. Rekabetin yoğun olduğu tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren şirketler de birer birer Ar-Ge ve tasarım merkezleri kurmaya yöneliyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre, halihazırda Türkiye’de İpekyol’dan Vakko’ya, Kiğılı’dan Zorluteks Tekstil’e toplam 29 şirketin Ar-Ge merkezi bulunuyor.
Türkiye ekonomisinin 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmesi için Ar-Ge ve tasarım alanlarına yatırım yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor. İhracatta katma değeri yükseltebilmek ve ülkemizin rekabet gücünü artırabilmek bakımından da bu nokta önem taşıyor. Gelişen dünyada bu alana yatırımların arttığını gören devlet yetkilileri de geçtiğimiz yıl şirketlerin üzerindeki yatırım maliyetlerini hafifletmek için Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerine bazı destek ve teşvikler verme kararı aldı. Bu karar çerçevesinde de Ar-Ge mevzuatına ilk defa tasarım faaliyetleri de dahil edilmiş oldu.
2016 yılında çıkarılan kanunla birlikte Ar-Ge mevzuatında birtakım değişiklikler yapılırken, Ar-Ge personel sayısı 15’e indirildi, Ar-Ge projeleri kapsamında ithal edilen eşya da gümrük ve damga vergisinden istisna edildi. Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerinin desteklenmesiyle ilgili uygulama yönetmeliğinin ve Bakanlar Kurulu Kararı’nın ardından merkez başvurusu sayısında ciddi bir artış yaşandı; bu yılın Ekim ayı itibariyle Türkiye’deki Ar-Ge merkezi sayısı 660’a, tasarım merkezi sayısı ise 94’e ulaştı.

Tekstil önde
Rekabet ortamında hızlı aksiyon alması ile öne çıkan tekstil ve hazır giyim sektörü şirketleri, bu düzenlemelerin ardından Ar-Ge merkezleri kurmaya başladı. Bu süreçte, teknik tekstil anlamında niş ürünler geliştirilmesine yönelik çalışmalar hız kazanmış oldu.
Dünyada rekabetin artması ticarette de oyunun kurallarını değiştiriyor. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinden alım yapan dünya devlerinin talepleri de bu doğrultuda değişmiş durumda. Türk tekstil ve hazır giyimcilerden geçmişte fason üretim talep eden alım grupları artık tasarım ürünleri istiyor. İşte bu yüzden Türkiye’de tekstilde 38 Ar-Ge ve 29 tasarım merkezi bulunuyor.
Tasarım merkezlerinin sektörel dağılımına bakıldığında, tekstil sektörünün başı çektiği görülüyor. Bunda, bu sektörlerdeki yoğun rekabet ortamının tasarımla öne çıkmayı gerektirmesinin etkili olduğuna dikkat çekiliyor. Günümüzde birçok tekstil ve hazır giyim şirketi cirolarının önemli bir kısmını bu alana ayırıyor; yoğun rekabet ortamında geride kalmamak için kurdukları merkezlerde istihdam ettikleri Ar-Ge ve tasarım ekipleriyle ürün geliştirme çalışmaları yapıyorlar.
Kiğılı, Koton, Zorluteks, İpekyol ve Vakko gibi Türkiye’nin önde gelen markalarının yanı sıra son dönemde Anadolu’daki gizli kalmış tekstil ve hazır giyim oyuncularının da tasarım merkezleri kurdukları gözleniyor.

Neler yapıyorlar?
Günümüzde dokunmamış tekstil yüzeyleri  (nonwoven) başta olmak üzere sektöre yarı mamul ve bitmiş ürünler üreten Hassan Tekstil, Ar-Ge yatırımlarına öncelik veren şirketlerden biri. İstanbul ve Tekirdağ’daki tesislerinde gerçekleştirdiği üretimin yüzde 50’sini beş kıtada 60 ülkeye ihraç ediyor. 2016 yılında 232 milyon dolar olan cirosunun yüzde 35’i ihracattan gelen firma, 2017 yılını da yüzde 5’lik ihracat artışıyla kapamayı planlıyor.
Hassan Tekstil Genel Müdürü Ahmet Şişman, ara sanayi mamulü olarak birçok markaya ve ürüne nonwoven parçalar ürettiklerini, bu süreçte de Ar-Ge çalışmalarına büyük önem verdiklerini vurguluyor. Ürünlerinin birçok alanda, farklı markalar tarafından binlerce satış noktasına ulaştırıldığını, ancak tüketicilerin nihai ürünü ve markayı gördüklerine işaret eden Ahmet Şişman, bu ürünleri yoğun Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları sonucunda geliştirdiklerini söylüyor.
Bu yıl Sanayi Bakanlığı’na bağlı 449’uncu Ar-Ge merkezini kurduklarına dikkat çeken Şişman, “Ar-Ge bölümümüzde 45 kişiyi istihdam ediyoruz. Ciromuzun yüzde 1.5’ini bu alana ayırıyoruz. Şu ana kadar 14 adet patent ve faydalı model başvurusunu tamamladık” diyor.
Dünya markalarına fason üretim yapmanın yanı sıra kendi termal giyim markası Blackspade’i de büyüten İzmir merkezli Narkonteks de tasarıma ağırlık vermeye başlayan şirketlerden biri. Ürünlerini 22 ülkeye ihraç eden şirket, yurtiçinde de mağazalaşmaya hız verdi. Kuzey Avrupa ülkelerindeki güvenlik güçlerinin özel ihtiyaçlarına yönelik teknik tekstil ürünleri geliştiren şirket, Hollanda güvenlik güçlerini de giydiriyor. 2016’da 80 milyon TL ciroya ulaşan şirket, bu yılı 100 milyon TL ciro ile kapamaya hazırlanıyor.
30 kişilik mühendis kadrolarının Ar-Ge’ye odaklandığını belirten Narkonteks Yönetim Kurulu Başkanı Toygar Narbay, “Ciromuzun yüzde 1.5’ini Ar-Ge’ye ayırdık” diyor.
Farbe Textile ise Jack and Jones, Inditex ve Mango gibi firmaların tedarikçisi konumunda ve Ar-Ge çalışmaları yürüten bir diğer şirket. Üretiminin tamamını Danimarka, İspanya, İsveç, Hollanda ve Almanya’nın başı çektiği sekiz ülkeye ihraç ediyor. 2016’da 100 milyon TL ciro elde eden Farbe Textile’nin bu yılki hedefi 130 milyon TL.
Altı kişiden oluşan bir tasarım ekipleri olduğunu belirten Farbe Textile Yönetim Kurul Başkanı Emre Kızılgüneşler, Ekonomi Bakanlığı’nın uyguladığı Tasarım Destek Tebliği’ne uygun bulunan ilk şirket olduklarının da altını çiziyor. Ünlü markalara koleksiyon hazırlayıp onlara tasarım sattıklarına dikkat çeken Kızılgüneşler, üretimlerinin yüzde 60’lık kısmını kendi tasarımlarının oluşturduğunu, tasarıma yatırıma devam edip bu oranı artırmak istediklerini de söylüyor.

Cirodaki pay artıyor
Dünyanın tasarıma ve Ar-Ge’ye odaklanması ile bu ürünlerin şirket cirolarındaki payları da artıyor. Üretilen ürünlerin katma değerinin yüksek olması da şirketler açısından olumlu bir gelişme kabul ediliyor.
Ar-Ge ve inovasyona büyük önem veren Taypa Tekstil, irili ufaklı pek çok şirketin faaliyet gösterdiği denim sektöründeki 10 büyük oyuncudan biri. Levi’s, Dockers, Calvin Klein, Tommy Hilfiger, Zara, Massimo Dutti ve Uniqlo gibi dünya markalarına kendi tasarımlarını ihraç ediyor.
Üretiminin yüzde 80’ini ihraç eden şirket, önümüzdeki dönemde yeni yatırımlarının meyvelerini alıp bu oranı yüzde 85’e çıkarma planları yapıyor. 2016 yılında 100 milyon Euro ciroya ulaşan Taypa Tekstil, bu yıl cirosunda yüzde 10’luk artış bekliyor.
Taypa Tekstil Genel Müdürü Burak Karaarslan, cirolarının yüzde 5’ini Ar-Ge ve inovasyona ayırdıklarını, bin metrekarelik tasarım ve Ar-Ge merkezlerinde 25 kişinin istihdam edildiğini söylüyor. Geçmişte şirketlerin onlara gelip ellerindeki tasarımları üretmelerini istediklerini, ancak günümüzde onlar için neler tasarladıklarını sorduklarına dikkat çeken Karaarslan, “Tasarımlarımız ünlü markaların koleksiyonlarında yer alıyor. Ciromuzun yüzde 21’i kendi tasarladığımız ürünlerden geliyor. Hedefimiz bu oranı yüzde 50’lere çıkarmak” diye konuşuyor.

Dünya devlerine üretim
Katma değeri yüksek ürünler üreten bir diğer firma da TYH Tekstil. Türkiye’de altı, yurtdışında ise iki üretim tesisi bulunan şirket, Ar-Ge ve tasarıma yönelen bir hazır giyim şirketi olarak, Gant’tan COS’a birçok dünya devine üretim yapıyor. Kendi kadın giyim markası Roqa’yı da yurtdışında büyüten şirket, üretiminin tamamını ihraç ediyor. 2016 yılında 100 milyon dolar ciro yapan TYH Tekstil, bu yılı 130 milyon dolar ciro ile kapamaya hazırlanıyor.
TYH Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Kaya, Ar-Ge ve tasarımın kumaştan başlayıp ürün tasarıma kadar uzandığını, şirketlerinde bu faaliyetleri yürüten 15 kişilik bir ekip olduğunu söylüyor. Şirket olarak cirolarının yüzde 1.5-2’sini bu alana ayırdıklarına dikkat çeken Kaya, “Ülkemizde konfeksiyon ihracatının birim fiyatı 4-4.5 Euro seviyelerindeyken biz 7.5-8 Euro’dan satış yapıyoruz. Bu süreçte de ihracatımızın yüzde 20-25’lik bölümü Ar-Ge tasarım ekibimizden çıkan ürünlerden oluşuyor. Bu oranı her yıl artırmayı hedefliyoruz” bilgisini veriyor.

Doç. Dr. Zeynep Ökten / Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi:
Ar-Ge teşvik paketleri oluşturulmalı
İhracat kalemlerinde yüksek teknoloji imalat sanayi ürünleri payı yüzde 3.9 ve bu oran bize teknoloji üretmekte istediğimiz noktaya gelemediğimizi gösteriyor. Teknolojik ürünler katma değeri yüksek ürünlerdir. Ar-Ge çalışmaları konusunda şirketlere uygulanacak yaptırımlar ve teşvik paketleri oluşturulmalı, bu alanda çalışacak insan kapasitesi eğitimle desteklenmeli ve beşeri sermayenin kalitesi artırılmalı. Ayrıca katma değeri yükseltecek olan markalar yaratılmalı. Marka yaratma fikrini oluşturmak, geliştirmek ve yaygınlaştırmak ihracattaki rekabet gücümüzü artıracaktır.