“Neden Türkiye?”

İstanbul Moda Konferansı’nda hazır giyim ve moda sektörünün üst düzey temsilcileri bu soruya kafa yordu.

“Why Turkey?” (Neden Türkiye?) temasıyla gerçekleştirilen konferansta, Türkiye’de hazır giyim sektörünün sürdürülebilirliği ve bölgedeki yetkinliği masaya yatırıldı.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından 11-12 Ekim tarihlerinde 10’uncu kez düzenlenen İstanbul Moda Konferansı, bu yıl “Why Turkey?” temasıyla gerçekleştirildi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan TGSD eski Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Fayat, “Bugün, Türkiye’nin güvensiz bulunması nedeniyle yeni alternatifler arayan Avrupalı markalar ile karşı karşıyayız” diyerek, buna rağmen Türkiye’nin benzersiz lojistik konumu, tüm tedarik zincirini ülke içinde barındırması, zamanında teslimat yapması, etik standartları ve işçilere sağladığı avantajlar ile kolay vazgeçilemeyecek bir ülke olduğunu söyledi.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi ise sektörlerinin Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçısı olduğunu hatırlatarak, “2015 ve 2016’da ihracatımız 17 milyar doları buldu. 2017’nin geride bıraktığımız 9 aylık dilimini 12 milyar 650 milyon dolar ihracatla kapattık. Geçen yıla göre yüzde 1.8 eksideyiz. Ama ben son üç aydan umutluyum” dedi. Kilogram başına ihracatın 23 dolar seviyesinde olduğunu belirten Tanrıverdi, tasarım, katma değerli üretim ve markalaşma ile kilogram başına ihracatın 45-50 dolar seviyelerine taşınması gerektiğini vurguladı.
Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım ise ihracatçıya desteklerinin süreceğini belirtti. Geçen yıla göre ihracata verdikleri desteği 3 puan artırarak yüzde 26’ya çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Yıldırım, sigorta konusunda da geçtiğimiz yıla göre reel olarak dolar bazında yüzde 34’lük artış sağladıklarını söyledi; “2016 sonunda çalıştığımız ihracatçı sayımız 7 bin 700 civarındayken, bugün itibarıyla 8 bin 600’ü geçmiş bulunmaktadır” dedi.

CEO’lardan marka hikâyeleri
Konferansta, “Türkiye’nin Markaları & Markaların İhracatı” oturumunda LC Waikiki CEO’su Mustafa Küçük, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz markalarının başarı hikâyelerini katılımcılarla paylaştı.
LC Waikiki CEO’su Küçük, kendileri için en önemli dönüm noktasının, toptan bayilik sistemiyle yola çıkan markanın, 2000 krizinde kendi mağazalarını açma kararı vererek yüzde 80 küçülmesi olduğunu söyledi. O dönemde üretim ve perakendeyi birbirinden ayırıp kendi üretim tesislerinden ürün almama kararı verdiklerini belirten Küçük, bugün gelmiş oldukları noktada, doğru zamanda doğru karar almanın ve markayı doğru konumlandırmanın öneminin altını çizdi. Konfeksiyon ve tekstil dışında yatırım yapmayıp sadece kendi alanlarında uzmanlaşma kararlarının başarılarındaki etkisini aktaran Küçük, bir Fransız markasını halk markasına dönüştürmelerine dikkat çekti. Bugün 450 yurtiçi ve 35 ülkede 450 yurtdışı mağazalarının bulunduğunu söyleyen Küçük, daha önce Türkiye’nin marka eksiği olduğunu düşündüğü, ancak şu noktada eksiğin marka değil, lider olduğunu anladıklarını ve çok yönlü liderler yetiştirmek için çalıştıklarını belirtti. Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu da “Her segmentte değil, kendi segmetimizin en iyisi olmalıyız” düşüncesiyle yola çıktıklarını, ulaşılabilir lüksü en iyi fiyatlarla müşteriye sunduklarını belirtti. Üretimlerinin yüzde 95 oranında Türkiye’de olduğunu vurgulayan Orakçıoğlu, 2015’te üretime yatırım yaptıklarını, kaliteyi belirli bir seviyede tutmayı ve know-how’ı kendi içinde tutmayı önemsediklerinin altını çizdi.
Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz ise küçük bir dükkân ile üretime başladıklarını, sırasıyla üretimi ve ihracatı öğrendiklerini belirtti. Dönüm noktalarının “marka mı yaratmalıyız, ihracata devam mı etmeliyiz” sorusu olduğunu söyleyen Yılmaz, bunun için müşteri beklentilerini ölçen bir araştırma yaptırdıklarını ve bu analizden çıkan sonuçların markanın prensiplerini oluşturduğunu belirtti. “Müşterileri dinlerseniz onlar da sizi tercih eder” diyen Yılmaz, 2023 hedeflerinin beş kıtada yer almak olduğunu aktararak, bu noktada inisiyatif alan, girişimci kişilere ve altyapıya yatırım yapmayı tercih ettiklerini vurguladı.