Modada yeni çağın temsilcisi: Miray Tok Çakır

3 boyutlu baskı teknolojisi ile tasarımı buluşturan Miray Tok Çakır, geometriden beslenen cool, minimalist ve sürprizli tasarımları ile dikkatleri çekiyor.

Modaya eğilimi çocukluk yıllarına dayanan Miray Tok Çakır, Boğaziçi Üniversitesi’nde Sosyoloji eğitimi gördükten sonra 10 yıl boyunca pazarlama alanında kariyer yaptı. Ancak kurumsal hayatı devam ederken, moda ve tasarıma olan ilgisini de boşlamadı, hatta bu tutkusunu 2016 yılında Mirimalist markası ile taçlandırdı.
Mirimalist’in tasarımları isminden beklendiği gibi minimalist, ama tamamen değil; deneyselliğe ve markayı hep dinamik tutmaya da inanıyor. Tasarımları 3 boyutlu baskı detaylarıyla sunan marka, cool ve kendine güvenli, sade ve şık olmayı seven, eğlenceli ve yeni tasarımlar denemekten çekinmiyor.
Tasarımları Vakkorama, SOUQ Dükkan, Room&Rumours ve Hipicon’dan sonra New York Soho’da da satılmaya başlayan Miray Tok Çakır, 3D Printing çalışmalarını yoğunlaştırıp kişiye özel seçenekler de sunmak istiyor.
İyi bir tasarımın en önemli unsurunun orjinalliği ve taşıyan kişiyle bütünleşebilmesi olduğunu söyleyen Çakır ile kariyerini ve moda dünyasına dair gelecek planlarını konuştuk.

Modaya ilginiz nasıl başladı?
Klişe olacak, ama çocuklukta... Kendimi bildim bileli tasarıma ilgim vardı; okul defterlerimin ve kitaplarımın boş alanları çizimlerle doludur. Ancak hayat sizi başka bir yere götürebiliyor. Ben de Boğaziçi Üniversitesi’nde Sosyoloji okudum. Sonrasında pazar araştırma ve pazarlama alanlarında 10 yıla yakın kurumsal kariyerim oldu. Bir noktada modaya geçiş yapmayı istediğim için moda konusunda kendimi beslemeye özen gösterdim. İstanbul Moda Akademisi’nde Moda Tasarımı ve Uluslararası Moda Yönetimi, Vakko Esmod’da ise Moda Satın Alması eğitimleri aldım.

Kendi markanız Mirimalist’i kurma fikri nasıl gelişti?
Kurumsal kariyerim sırasında marka müdürü olarak çalışıyordum. Mutsuz olmaya başladığım bir dönemde, -aslında hep ertelediğim- moda sektörüne giriş yapabilir miyim, diye araştırmaya başladım. Her şey, güvenli bölgenizi terk etmeye cesaret etmeniz ve girişimci olmaya niyetlenmenizle başlıyor. İstifa edip marka kurma sürecine giriştim. Daha önceki moda eğitimlerim ve mevcut pazarlama deneyimimin senteziyle Mirimalist doğdu.

3D Printing (3 boyutlu baskı) teknoloji sürece nasıl dahil oldu?
Mevcut markalardan farklı bir şey sunmak istiyordum. 3D Printing de merakla takip ettiğim, beni heyecanlandıran bir teknolojiydi. Markamı farklılaştırmak için iki merakımı birleştirdim. Henüz pek giyilebilir sonuçlar elde edilemeyen 3D Printing teknolojisini kumaşla birleştirerek günlük hayatımızın içine katma fikri bana heyecan verdi.

3D Printing’in avantajları neler?
Kalıp çıkarma derdi olmadan, sıfırdan herhangi bir şeyi üretebilmek çok büyük bir avantaj. Daha önce klasik üretim yöntemleriyle üretilemeyecek kompleks tasarımlara hayat verebiliyorsunuz. Tamamen kişiye özel çalışmaya elverişli. Hızlı prototip alabiliyorsunuz ve sabit giderleri az.

Bu teknoloji günümüzün seri üretim koşullarına uygun mu?
Pek değil. Bir tane figürü 2 saatte üretiyorsanız, 100 tanesini de 200 saatte üretebiliyorsunuz. Seri üretimden beklendiği gibi adet çoğaldıkça zaman azalmıyor veya iş kolaylaşmıyor.

Tasarımlarınız kişiye özel mi hazırlanıyor?
Mirimalist bir hazır giyim markası, henüz kişiye özel çalışmıyoruz. Seri üretim adetlerimiz gittikçe yükselse de “ulaşılabilir lüks” kategorisine girdiğimiz için yine de çok yüksek adetlerden söz edemeyiz. “Limitli seri üretim” diyebiliriz belki.

SİYAH VE BEYAZ OLMAZSA OLMAZ
Bir tasarımcı olarak çizginizi nasıl tanımlarsınız?
Modern, geometrik, marka isminden anlaşılabileceği gibi minimalist, ama aynı zamanda sürprizli tasarım detayları da barındıran bir çizgi.

Stil sahibi olmak nedir sizce?
Modanın sezonlarından bağımsız olarak ve hatta sadece giyime indirgemeyerek, hayatın her alanında zevk sahibi olmak. Kendine güvenli bir duruş da olmazsa olmaz.

Tasarımlarınızı oluştururken size neler ilham veriyor?
En çok mimari ve geometriden etkileniyorum. Bunun haricinde; izlenen filmler, gezilen sergiler, keşfedilen şehirler ve tüm yaşananlar tabii ki iz bırakıyor. Mesela; en son “Pulse” koleksiyonum hamilelik dönemime denk geldi ve oğlumun kalp atışlarına referanslar içeriyordu.

Size göre bir tasarımı ne iyi kılar?
Orijinal olması ve taşıyan kişiyle bütünleşebilmesi.

Sadece kadınlar için mi tasarım yapıyorsunuz?
Şu an için evet. Çevremdeki erkeklerden baskı görüyorum, ancak erkek giyimi konusunda hâlâ biraz muhafazakârım galiba. Henüz erkekler için kıyafet tasarlamayı düşünmüyorum.

Tasarımlarınızda olmazsa olmaz tercihleriniz neler?
Siyah ve beyaz. Her koleksiyonda onlara farklı yan renkler eklenebiliyor. Kumaşta ise her zaman pamuk ağırlıklı olanlardan yanayız.
Şıklığın yanında rahatlık da önemli. Markaya özel geometrik desenli ve dokulu kumaşları ürettirmek de tercih ettiğimiz bir yöntem.

YERLİ KUMAŞ KULLANIYOR
Kullanmayı en sevdiğiniz kumaş türü nedir?
Beyaz pamuk gömlek kumaşını her koleksiyonda mutlaka kullanıyoruz. Sadelik ve şıklığı en kolay yakalayan ve markaya en yakışan kumaş o bence.

Yerli kumaş kullanıyor musunuz?
Tabii, kumaşlarımızı İstanbul’dan temin ediyoruz. Neredeyse hepsi yerli üretim.

Kumaş alımında hangi noktalar önemli?
Kalitesi, içeriği, kullanacağımız modeldeki performansı ve stokta devamının bulunabilmesi...

Kumaş tedarikinde Türkiye’yi nasıl buluyorsunuz?
Bu ülkede tasarımcı olduğumuz için hem çok şanslıyız hem değiliz. Kumaş konusunda oldukça geniş seçenekler elimizin altında; her türlü kumaşı üretme kapasitesine sahip kumaşçılarımız var. Ancak tasarımcılar nispeten limitli üretim yaptıkları için kumaşçıların istediği minimum sipariş miktarını çoğunlukla yakalayamıyor. Elimizin altında, ama dokunabildiklerimiz limitli gibi bir gerçek var ne yazık ki.

Tekstil açısından Türkiye’yi nasıl değerlendirirsiniz?
Türkiye için kullanılan “tekstil cenneti” tabiri doğru tabii ki. Sektöre girdikçe, ne kadar farklı iş kolları olduğuna tanık oluyorum.
Bu kadar sağlam altyapıya sahipken, markalaşmamızın geride olması üzücü. Hem “Made in Turkey” imajının iyileşmesi hem de dünyaya markalarımızla açılma vizyonunun oturması gerekiyor.

Size göre moda dünyasında sürdürülebilir kariyerin koşulları neler?
Moda zevkli olduğu kadar zor bir sektör. Bireysel olarak modaya olan tutkunu, ilhamını yitirmeden üretmek, rekabete ve engellere rağmen pes etmemek bence kilit nokta. Marka olarak ise sürdürülebilirliğin formülünün kendine has bir çizgiden geçtiğine inanıyorum.

Yakın gelecekteki projeleriniz neler?
Yurtdışındaki satış noktalarımızı artırmak öncelikli hedefimiz. Şu an New York’ta satıştayız. Ayrıca 3D Printing çalışmalarımızı yoğunlaştırıp kişiye özel seçenekler sunmak istiyoruz.

Tasarımlarınızı almak isteyenler size nerelerden ulaşabilirler?
İlk koleksiyondan beri Vakkorama mağazalarındayız. Ayrıca Souq Dükkan, Room&Rumours, hipicon.com’dan da ulaşılabilir. Ürünlerimiz son olarak New York Soho’da da satılmaya başladı.