S-Ticarette müthiş yükseliş

Sosyal ticaretin (s-ticaret) büyüklüğü katlanarak artıyor. Uzmanlara göre, 5 yıl içinde s-ticaret kanalıyla 200-250 milyar dolarlık satış gerçekleşecek.

2010 yılında aktif sosyal medya kullanıcısı sayısı tüm dünyada 97 milyondu. 2018’de bu rakam 3.2 milyar kişiyi buldu. Sosyal medya kullanımının bu denli yaygınlaşması, bu kanalları birer alışveriş platformuna çevirdi.

7.5 milyarın üzerine çıkan dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 53’ü, yani 4 milyarı, aktif internet kullanıcısı. Kullanıcıların yaklaşık 3.2 milyarı ise sosyal medya platformlarını kullanıyor. Bu rakamın, bundan 8 yıl önce 97 milyon olduğunu hatırlatalım. Sosyal medya kullanımının bu denli artması, markaların da pazarlama ve satış faaliyetlerinde son yıllarda bu mecralara odaklanmasına yol açtı. S-ticaret kavramı da işte böyle ortaya çıktı.
S-ticaretin aslında oldukça kısa bir tarihi var. Bu tabir ilk kez 2005 yılında Yahoo tarafından kullanılmış, ancak fazla ilgi toplayamamıştı. 2010 sonrası sosyal medya kullanımında çok büyük bir patlama yaşanınca, s-ticaret bir anda dijital pazarlamanın gündemine oturdu. 2011 yılında 5 milyar dolarlık hacme sahip olan s-ticaret, katlanarak büyüdü ve bugün 70 milyar dolara ulaştı. Önümüzdeki 5 yılda ise sosyal medya kanalları üzerinden 200-250 milyar dolar aralığında bir satış gerçekleşeceği öngörülüyor.
Rakamlar, sosyal medya platformlarının önümüzdeki dönemde alışveriş deneyimini üstleneceğini gösteriyor. Biz de işin uzmanlarına s-ticaretin geleceğini sorduk ve potansiyelini araştırdık.

Agresif büyüme
S-ticaretin gelişimi, mobil kullanımıyla doğru orantılı. Akıllı telefon satışlarının 2020’de 2 milyar adedi geçeceği beklentisi ve mobil ticaretin yükselişi, perakende deneyiminin mobil öncelikli olacağına işaret ediyor. 2017 yılında TÜSİAD, GittiGidiyor ve BCG’nin hazırladığı ‘Dijitalleşen Dünyada Ekonominin İtici Gücü E-ticaret’ raporuna göre, mobilin toplam e-ticaret içindeki payı dünya ortalamasında son 4 yılda yüzde 10’dan yüzde 44’e çıktı. 2021’de bu oranın yüzde 55’i geçmesi bekleniyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 19.
GittiGidiyor Genel Müdürü, eBay MENA Bölge Direktörü ve TOBB E-Ticaret Meclisi Başkanı Öget Kantarcı, “Ülkemizde toplam nüfusun yüzde 90’ının mobil abonelik, yüzde 65’inin ise akıllı telefon sahibi olduğu dikkate alındığında, yüzde 19’luk mobil ticaret penetrasyonunun büyük bir hızla yükselmesini bekliyoruz. Z kuşağının alışverişte daha aktif hale gelmesiyle birlikte 5 yıl içinde s-ticaret eko-sisteminde gözle görülür bir ilerleme olacaktır” diyor.
Dünya genelinde s-ticaretin toplam satışlardan aldığı pay henüz düşükse de son 7 yılda yüzde 1.300 gibi agresif bir büyüme göstermesi dikkat çekici. 2011 yılında 5 milyar dolar olan s-ticaret cirosu, 2016 yılında 50 milyar dolara, 2017 yılında ise 70 milyar dolara ulaştı. Technavio’nun raporuna göre, sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen alışverişin, 2017-21 yılları arasında yıllık bileşik yüzde 34 oranında büyümesi öngörülüyor.
Önümüzdeki 5 yılda ise sosyal medya kanalları üzerinden 200-250 milyar dolar aralığında bir satış gerçekleşeceği düşünülüyor. Avantajix.com Kurucu Ortağı Güçlü Kayral, s-ticaretin bu tahminlerin çok üzerine çıkıp patlama yapabileceğini belirtiyor.
Yüzde 94’ü internetten alışveriş yapan Z kuşağının geldiğini hatırlayan Kayral, bu kuşağın yüzde 80’inin sosyal platformlarını alışveriş amacıyla da kullandığını söylüyor.

Pay düşük, etki büyük
Bu hızlı büyümeye karşılık s-ticaretin, internetten yapılan 1.6 trilyon dolarlık toplam alışveriş içindeki payı henüz çok düşük. Türkiye’de ise sosyal medya üzerinden yapılan satışlarla ilgili kesin veriler olmadığını belirten Kayral, şu bilgileri paylaşıyor:  
“Türkiye’de net rakamlara ulaşılamamasının en önemli nedeni, s-ticaretin şu anda ağırlıklı olarak butik ve yerel işletmeler ile genç girişimciler tarafından kullanılıyor olması. Bu küçük işletmelerin verileri pazar araştırmalarına yansımadığı için belirsizlik oluyor. Türkiye’nin de oransal olarak dünyayla paralel olduğunu düşünüyorum. 2016’da 30 milyar TL olan e-ticaret pazarında s-ticaretin payı 100-150 milyon TL civarında.
Belki bugün hazır giyimde sosyal medya üzerinden direkt satışlar yüzde 1-2 gibi düşük seviyelerde ama bizim araştırmalarımız, sosyal medya reklamlarının, sosyal medyadaki müşteri etkileşiminin satışlardaki payının yüzde 15-20’ler düzeyine ulaştığını gösteriyor. Türkiye’de genel rakamlara ulaşmak çok mümkün olmadığından, genellikle deneyimlerini paylaşan şirketler üzerinde bu konularda fikir yürütebiliyoruz.”
Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkanı Emre Ekmekçi ise “Şu anda toplam perakende satışlarının yaklaşık yüzde 2’si sosyal medya üzerinden yönlendirilerek gerçekleşiyor. Gelecekte bu oranın hızlı bir yükseliş yaşayacağını düşünüyoruz. Ancak satışa dönüşmese bile influencerlar, yaratıcı hikâyeler ve paylaşımlarla tüketici markayla bir ilişki kurabiliyor ya da henüz tanışıp çok sevebiliyor. Bu yüzden markaların artık pazarlama faaliyetlerinin önemli bir kısmını sosyal medya üzerinden yürüttüklerini görüyoruz. Tüketici, sosyal medyada markayla kurduğu bağı, fiziksel mağazada ya da başka bir kanalda da satışa dönüştürebiliyor” diyor.

Instagram başı çekiyor
Instagram, sosyal ağlar arasında kullanıcıların alışverişe en yakın olduğu ağ. Marka ve ürün ile ilgili duygusal bağ kurmayı sağlayan, yaşam stili sunan bir platform. Burada bu iletişimi sağlayabilen markalar, bir sonraki etapta satış konusunda da olumlu geri dönüş alıyor. KPMG Türkiye’nin hazırladığı Sosyal Ticaret Eğilimleri Araştırması’na göre, kullanıcıların yüzde 70’i, satın almalarını Instagram üzerinden gerçekleştirdiğini söylüyor. Ondan sonra gelen Facebook’un oranı ise yüzde 34.
Instagram, satın almanın ötesinde vitrin görevini üstleniyor. Markalar için henüz büyük satışlar getirmese de markaların tüketicilerle daha samimi iletişim kurabildiği, pazarlama faaliyetlerini yürüttüğü önemli bir platform olma özelliği taşıyor.
Örneğin; e-ticaret pazarının önemli oyuncularından Morhipo.com’un Dijital Pazarlama Direktörü Ata Aydemir, Instagram stratejilerini şu şekilde anlatıyor:
“Özellikle son yıllarda s-ticarette oldukça büyük bir pay edinen Instagram’a özel içerikler oluşturuyoruz. Her güne özel hazırladığımız stil önerileri, trend haberleri ve ilham veren sokak stillerini takipçilerimizle buluşturuyor, onlarla daha yakın bir iletişim kurmak üzere Instagram profilimizi kullanıyoruz. Ayrıca Instagram sayfamızda yayınladığımız ürünleri bio-linkinden siteye yönlendiriyoruz. Bunlara ek olarak Facebook ve Instagram reklamlarımızla da kullanıcılarımızı günün kampanyaları ve fırsatlarından haberdar etmeye çalışıyoruz. Şimdilik sosyal medya reklamları ve Instagram bio linkleri üzerinden satışa yönlendirme yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde ‘Instagram Shopping’ özelliğinin Türkiye’de aktif olmasıyla birlikte ürünlere yönlendirmelerimizin daha çok artacağını düşünüyoruz.”

Geleceğin yönü
Uzmanlar, artık online ve offline alışveriş arasındaki sınırların kaybolmaya başladığı bir dönemde olduğumuza dikkat çekiyor. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde bu sınırlar tamamen ortadan kalkmış olacak. Mağazalar fiziki olarak hayatlarına devam ederken teknolojik uygulamalar mağazalarda yoğun olarak görülecek. Artırılmış gerçeklik (AR) hem online hem de offline perakendede daha çok kullanılacak. Sosyal ticaretin, gelecekte hayatımızın ayrılamaz bir parçası haline geleceğinin altını çizen ETİD Başkanı Emekçi, “Kişiler, sosyal medyada kendilerini özel hissetmek isterken ilgilerini çekmeyen ürünlerin marka tarafından kendilerine önerilmesini istemiyor. Burada kişiselleştirme büyük önem taşıyor. Önümüzdeki 5 yılda kişiselleştirme yoluyla müşteri deneyiminin bambaşka bir boyuta taşınacağını düşünüyorum. Markalar tüketiciyi ne kadar tanırsa onunla nasıl etkileşime geçeceğini de o kadar iyi biliyor. Bu da tüketicinin markayla bir bağ kurmasını sağlayarak, markayı tüketici gözünde ayrı bir yerde konumlandırıyor” diyor.
Sosyal medya ticaretinin yaygınlaşması, aslında bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Bunun için de gelecekte bu alana yönelik yaptırımların hayata geçmesi gerekecek. Örneğin; Türkiye’de vergi yükümlülüğü olmayan bireyler tarafından gerçekleştirilen sosyal ticaret güvensizlik algısı da oluşturuyor. Vergi yükümlülüğü olmayan bireylerin sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri satışların mutlaka önüne geçilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Emekçi, “Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından kurulmakta olan E-Ticaret İzleme Merkezi, denetimi sağlamak adına atılmış önemli bir adım oldu. Bu merkez, yalnızca e-ticareti ve dijital kanalları takip edecek” diyor.

Türkiye’nin potansiyeli
Türkiye, s-ticaret potansiyeli çok yüksek olan bir ülke. 80 milyonluk nüfusun 51 milyonu aktif sosyal medya kullanıcısı. Öget Kantarcı’nın paylaştığı We Are Social ve Hootsuite’in 2018 raporuna göre Türkiye, sosyal medya kullanımında dünyada 13’üncü sırada yer alıyor. Türkiye’deki s-ticaret hacmi henüz çok küçük olsa da sosyal medyadan alışveriş eğiliminin giderek artığını gözlemlediğini söyleyen Kantarcı, “Buna karşın tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de konuyla ilgili çeşitli soru işaretleri mevcut. Bu platformlar üzerinden satış yapanların vergilendirilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Biz de TOBB E-Ticaret Sektör Meclisi olarak konuyu yakından takip ediyoruz” diyor.

Avantajix.com’dan Güçlü Kayral ise Türkiye’nin s-ticaret alanındaki potansiyelini şöyle özetliyor:
“E-ticaretin hedef kitlesi gelişmekte olan ülkeler. Önümüzdeki 5 yılda e-ticaretin yüzde 65’lik kısmının bu ülkelerde gerçekleşmesi hedefleniyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bu ülkelerde sosyal medya kullanımı oldukça yüksek. Neredeyse, her internet kullanıcısının bir sosyal medya hesabı bulunuyor. 4-5 milyara yakın müşteri adayının olduğu bir mecrada s-ticaret de mutlaka büyüyecektir.
S-ticareti sadece direkt satış yapma faaliyeti olarak sınırlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Müşteriye, diğer müşterilerin tecrübe ve beğenilerini aktarma suretiyle yürütülen bir pazarlama faaliyeti, müşteriye direkt ulaşmada kullanılan reklam mecrası olarak da görmek gerekiyor.”