Tekstil ihracatta yüzleri güldürüyor

Yıl ortasında 10.6 milyar dolarla son dört yılın ihracat rekorunu kıran tekstilciler, yıl sonunda cumhuriyet tarihinin rekoruna ulaşmayı hedefliyor.

Temmuz 2018 itibarıyla, tekstil ve hammaddeleri sektörünün son 12 aylık ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7.3 artarak 10.6 milyar dolar değerinde gerçekleşti. Tekstil ve hammaddeleri ihracatı Ocak-Temmuz döneminde de yüzde 8.7 artışla 6.2 milyar dolara ulaştı. Özellikle, her yıl önemli oranlarda verdiği dış ticaret fazlaları ile Türkiye’ye net döviz girişi sağlayan tekstil sektöründe, yıl sonu hesapları yüzleri güldürüyor. Zira sektör 2018 yılı sonunda tüm zamanların ihracat rekorunu kırmayı hedeflerken, istihdama da en önemli katkıyı sağlayan alanların başını çekiyor olacak.
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, 2018’de sektörün son 12 ayda 200’den fazla ülkeye 10.6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek, bir önceki döneme göre yüzde 7.3’lük artış yakaladığını vurgularken, son dört yılın rekorunun kırıldığının da altını çiziyor.
“Türkiye tekstil sektörü olarak daha fazla üretim, daha fazla yatırım ve daha fazla istihdam gerçekleştirmek için mücadele ediyoruz. Tekstil ve hazır giyim sektörlerimiz son bir yılda 50 binden fazla kişiye ilave istihdam sağladı. Kapasite kullanım oranlarımız son bir yıldır yüzde 80’in üzerinde gerçekleşiyor” diyen Öksüz, son bir yıldır her ay aralıksız ihracat artışı gerçekleştirdiklerini dile getiriyor. İşte bu olumlu tablodan hareketle, tekstil sektörü 2018 yılı sonunda tüm zamanların ihracat rekorunu kırmayı hedefliyor.

Firmalar likitte kalmayı tercih etti
Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Nuri Kes, yıl sonu beklentilerinin geçen yılın yüzde 5 ila yüzde 10’u arası bir artışla kapanacağını gösterdiğini ifade ederken, ihracat beklentilerinin bu yönde olduğunu söylüyor. Tabii ki, olağanüstü bir durum ve uluslararası konjonktürde kendileri dışında gelişen herhangi bir durum söz konusu olmadığı takdirde…
“İlk yarı pamuk fiyatlarındaki beklenmedik artış ve dış pazardaki daralma nedeniyle durgun geçti diyebiliriz. İhracat bağlantılarında özellikle ev tekstili bölümünde  alışkın olduğumuz ve sürekli bize gelen blok siparişler yerini daha minimal ve küçük ölçekli siparişlere bıraktı. Dış pazarda özellikle Avrupa pazarında satın alma eğilimleri, önce depolardaki malların satışı yönünde olduğu için yeni koleksiyon çalışmaları çok fazla olamadı. Ayrıca birçok firma olası krizde hazırlıksız yakalanmama adına likitte kalmayı tercih ettiği için sadece ihtiyaç kadar veya ilgi çekici tasarım ya da yeni ürün üzerine siparişlerini yoğunlaştırdı diyebiliriz” diyen Kes, Asya ülkelerinin fiyat odaklı sipariş alma çabalarının da kendilerini etkilediğini söylüyor. Kes, DETGİS olarak yıl sonunda beklentilerinin geçen yıl yaptıkları 2.5 milyar doların üzerine çıkarak 3 milyar dolar seviyelerine yaklaşabilmek olduğunu söylüyor.

Hazır giyimde de yüzler gülüyor
2017’yi 17 milyar dolar ihracat ile kapatan hazır giyim ve konfeksiyonda 2018 yılında yüzde 5 ila 6’lık bir artış ile 18 milyar dolarlık ihracat öngördüklerini kaydeden Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Hadi Karasu, yılın ilk yedi ayında beklentilerinden daha iyi performans sergilediklerini aktarıyor.
“Ocak-Temmuz döneminde 10.4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Sektör olarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7.7 artıdayız. Benzer bir performansla yılın tamamında 18 milyar doların üzerinde bir ihracatı yakalayacağımızı öngörüyoruz. 2014 yılındaki 18.7 milyar dolarlık ihracat rekorumuzu yenilememiz de bizim için sürpriz olmayacak” diyen Karasu, döviz kurlarındaki artışın hazır giyim sektöründe ihracatı göreceli olarak olumlu etkilerken iç pazarı sınırlandırdığına da dikkat çekiyor. Karasu, “Bu itibarla değerlendirildiğinde kurlardaki artışın üretime etkisi ihracatta miktar artışı ile sınırlı kalmak üzere olumlu oldu” diyor.

İhracatta birim fiyat 4.7 dolar
Tekstil sektörünün Türkiye’ye en fazla döviz girişi sağlayan sektörlerden biri olduğunu hatırlatan İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, hazır giyim sektörü ile birlikte değerlendirildiğinde her yıl 13 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdiklerine dikkat çekiyor.
“Türkiye’de marka ve tasarım, Ar-Ge ve inovasyon kavramlarının yerleşmesini sağlayan sektörümüz, katma değerli ihracatta Türkiye’nin en öncü sektörlerinden biri. Son bir yıllık ihracatta kilogram başı birim fiyatımız 4.7 dolar seviyesinde” diyen Öksüz, sektörün Türkiye ortalamasından yaklaşık 3.5 kat daha fazla katma değerli ihracat gerçekleştirdiğini vurguluyor. Söz konusu dönemde tekstil sektörünün son bir yılda ihracat yaptığı ülkelerin 151’inde tekstil ve hammaddeleri ihracatı artarken, bu dönemde en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 20 ülkenin 19’unda ihracat artışı sağlandı. Sektör bu açıdan tek pazar odaklı anlayıştan uzaklaşarak, sürdürülebilir ihracat gerçekleştirebileceği alternatif pazarların öneminden hareketle, ihracat pazarlarının yüzde 74’ündeki bu artışı önemsiyor. Tekstilcilerin yıl sonu hedefi de bu pazarların yüzde 75’inde ihracat artışı yakalamak.

AB en yoğun pazarımız
Temmuz 2017-18 döneminde en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkelere gelirsek… Yüzde 9.3’lük ihracat artışı ve 902 milyon dolarlık ihracat ile Almanya başı çekiyor. Yüzde 6.9’luk ihracat artışı ve 892 milyon dolarlık ihracat ile İtalya ve yüzde 12.3’lük gerileme, 600 milyon dolarlık ihracat ile Bulgaristan da dikkat çekiyor. Bu dönemde Avrupa Birliği’ne toplam ihracatımız ise yüzde 5.4 artışla 5.5 milyar dolara çıktı.
İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, sektör olarak çok önem verdikleri Afrika pazarına bir yılda ihracatın yüzde 12.4 oranında arttığını ve 991 milyon dolar değerinin yakalandığına dikkat çekiyor.
“2018 yılı başında Afrika’nın önemli tekstil ve hazır giyim ihracat pazarlarından Tunus’a bir ticaret heyeti gerçekleştirmiştik. 2018 yılı Kasım ayında Mısır’a ve yine 2018 yılında Tunus’a bir kez daha ticaret heyeti organizasyonu düzenleyeceğiz” diyen Öksüz, firmaların yoğun katılımları ile gerçekleştirilecek ticaret heyetleri ile birlikte, Afrika’nın en önemli ihracat pazarlarından biri konumuna yükseleceğini umduklarını dile getiriyor.

Yükselen pazarlarda ağırlık artıyor
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin ise tekstil sektörünün global pazarda son derece güçlü bir imaja sahip olduğunu kaydediyor öncelikle.
Engin, “Dünyanın pek çok ülkesinde birçok insan, özellikle de üst segment ihtiyaçlarında ürünlerimizi memnuniyetle kullanıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika gibi rekabetin çok yoğun olduğu, doygun ve yükselen pazarlara da başarıyla ihracat yapıyoruz. Avrupa’nın en büyük tekstil üreticisi olmayı başaran sektörümüz gelecekte de iddialı pozisyonunu koruyacak. Hem tasarım ve moda hem de teknik tekstiller alanında önemli atılımlar yapmaya devam edeceğiz” diyor.
En son teknolojilere sahip makine parkı, esnek üretim kabiliyeti, özel ürünler üretme yeteneği ve yüksek nitelikli iş gücüne sahip olduklarını dile getiren Engin, uluslararası düzeyde tasarım ödülleri alan Türk şirketlerinin olduğunu hatırlatarak, ayrıca teknik ve sağlık standartlarına uygun üretim ile de son derece pozitif bir imaja sahip olduklarını bildiriyor.
Türkiye’nin Avrupa kıtasının en büyük tekstil üreticisi olduğuna dikkat çeken Engin, bunun yanı sıra Türkiye’nin dünyada yedinci büyük pamuk üreticisi konumuna çıktığını da dikkat çekiyor.

Yabancı da kuru takip ediyor
Son dönemin en önemli gündemi hiç şüphesiz ki yüksek kur… Maliyetlerin döviz bazında olması ihracatçıyı da ciddi ölçüde etkiliyor. Bu etkiyi hissettiklerini söyleyen DETGİS Yardımcısı Osman Nuri Kes, iplik ve aksesuarın dolar; dokuma, boya-apre işlemleri ve nakliyenin ise Euro bazında olduğunu, kur hareketlerine bağlı olarak maliyetlerin de arttığını söylüyor.
Geçici bir süre için Türk Lirası maliyetlerinde kurdan kaynaklı artış yaşadıklarını belirten Kes, “Yurtdışındaki müşterilerimiz de en az bizim kadar Türkiye ekonomisini takip ediyor. Kurlardaki artış oranında bizden indirim istiyorlar. Bu da bizi negatif yönde etkiliyor. Çünkü indirim yapma gibi bir opsiyonumuz yok. Zaten düşük kâr marjları ile döndürmeye çalıştığımız işletmelerimiz müşteriden gelen bu indirim talepleri karşısında zor duruma düşecek” diyor.
Bazı ihracatçıların zorda kalarak indirim yaptıklarını belirten Kes, bugünleri kurtarırken yarınları ipotek altına aldıklarını da sözlerine ekliyor.

100 Günlük İcraat Programı’na vurgu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda açıkladığı 100 Günlük İcraat Programı’nın üretim ve ihracat odaklı olmasının sektörleri adına mutluluk verici olduğunu söyleyen İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, planın üretim ile büyüme modeline ulaşmak ve yapısal reformların ivedilikle gerçekleştirilmesi için nokta atışı çözümler içermesini önemli buluyor.
“Çin, Meksika, Rusya ve Hindistan gibi uzak coğrafyalardaki pazarlara ihracatımızı artırmak tekstil ve hammaddeleri sektörü olarak bizim de önceliklerimizden biriydi” diyen Öksüz, dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararını çok isabetli bulduklarının altını çiziyor.
Türkiye’nin 24 Haziran sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile tanıştığını belirten TGSD Başkanı Hadi Karasu ise öncelikle bu sistemin stratejik kararların alınmasında kilit bir öneme sahip olduğunu kaydediyor. “Biz ülkemiz için stratejik önemi bulunan sektörümüze uzun vadeli hedefler doğrultusunda bakıyoruz.
TGSD’nin 2023 yılında sektörel ihracatı 25 milyar dolara çıkarılmasını hedefleyen bir yol haritası var” diyen Karasu, yeni hükümet sistemi ile birlikte karar alma süreçlerinin hızlanmasının, kendilerini hedefe daha çabuk taşıyacağına inandığını da sözlerine ekliyor.

Son güncel veriler...
Haberimize, Ekim ayı itibarıyla son güncel verilerle son verelim. Buna göre, Türkiye’nin toplam tekstil ve hammaddeleri sektörü ihracatı, 2018 yılının Eylül ayında yüzde 7.2 oranında artış ile yaklaşık 883 milyon dolar değerinde gerçekleşti. 2018 yılı Ocak-Eylül dönemi toplam tekstil ve hammaddeleri ihracatı ise yüzde 5.9 oranında artış ile 7.8 milyar dolar değerinde kaydedildi. Eylül ayı tekstil ve hammaddeleri ihracatı, Ağustos ayına göre ise yüzde 14 oranında yükseldi.

İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz
ABD’nin ticaret savaşı tekstil sektörünü etkilemez
ABD’de Trump yönetiminin ülkemiz menşeli çelik ve alüminyuma uygulayacağını ilan ettiği ilave gümrük vergilerini ve döviz kurları üzerinden ülkemiz ekonomisine karşı başlatılan savaşı kınıyoruz. Bu hususta üzerimize düşen görevleri daha çok üreterek, daha çok ihracat gerçekleştirerek ve yatırım yaparak yerine getireceğiz. ABD özellikle tekstil sektörünü yüzde 5 ile yüzde 30 arasında değişen oranlarda yüksek gümrük duvarları ile koruyan bir ülke. Bu yüksek ihracat duvarlarına rağmen sektör olarak ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz. ABD’ye tekstil ve hammaddeleri ihracatımız Ocak-Temmuz döneminde yüzde 5.3 oranında artarak 343 milyon dolar değerinde gerçekleşti. Dolayısı ile sektör zaten yüksek vergi duvarları ile korunduğu için, sektörümüzün çok fazla etkileneceğini düşünmüyoruz.

TGSD Başkanı Hadi Karasu
ABD’den çok İran pazarı düşündürüyor
Biz her zaman için siyaset ile ticaretin ayrı tutulması gerektiğine inanıyoruz. Siyasetle duvar örmek yerine, ticaretle köprüler inşa etmenin tüm tarafların menfaatine olduğunu biliyoruz. Geçen yıl 560 milyon dolar hazır giyim ihracatı yaptığımız ABD ile ticarete de bu çerçevede bakıyoruz. Son gelişmelerin sektörel ticaretimize olumsuz bir yansımasını görmedik. Aksine, Ağustos ayının ilk yarısında Las Vegas’ta düzenlenen dünyanın en büyük hazır giyim fuarlarından Magic Show’da 30 Türk firması yerini aldı. Firmalarımızın hepsi Las Vegas’tan olumlu izlenimlerle döndü.  
İran konusuna gelince; Batı ile nükleer anlaşma imzalamasının ardından İran 80 milyonu aşkın nüfusu ile sektörümüz için potansiyeli yüksek bir pazar konumuna gelmişti. Ancak İran hükümetinin ithalatın belli bir bölümü kadar üretimin ülke içinde yapılması şartını getirmesi ile birlikte ihracatımızda dramatik bir düşüş ile karşı karşıya kaldık. 2016’nın yedi aylık döneminde 194 milyon dolara ulaşan İran’a hazır giyim ihracatımız, 2017’nin aynı döneminde 72 milyon, bu yıl ise 48 milyon dolara geriledi. ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin de bu ülke ile ticarette yeni sıkıntılara yol açabileceğini şimdiden öngörebiliriz.

DETGİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Nuri Kes
İngiltere’yle yakınlaşmamız gerekiyor
Avrupa pazarı ve ABD pazarı sektörümüz için her zamanki gibi cazibesini koruyor. Bunların yanında, Gümrük Birliği ve BREXIT çıkışından dolayı İngiltere de yavaş yavaş da olsa ön plana çıkıyor. Bizim ülke olarak acilen İngiltere ile serbest ticaret anlaşması imzalamamız ve bu süreci sıkı takip etmemiz gerekiyor. Bunun yanında Afrika pazarında özellikle Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerle de sıkı iş birliği ve fuar tanıtım organizasyonlarına öncelik vermemiz şart. Afrika pazarı yine sektör olarak iddialı olmamızın gerektiği bir diğer pazar olarak öne çıkıyor.